Türkiye’nin yüksek teknoloji ve üretim odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda atılan adımlar, farklı sektörlerde yeni yatırım ve istihdam projelerini beraberinde getiriyor. Bu süreçte savunma teknolojileri başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösteren TÜSSAF, üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Kurumun yürüttüğü projeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Teoman Yıldırım, Türkiye’nin teknoloji geliştiren ve üreten ülkeler arasındaki konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirtti.
Son yıllarda yerli üretim anlayışının güç kazanmasıyla birlikte teknoloji yatırımlarının öneminin daha da arttığını ifade eden Yıldırım, üretim kabiliyeti yüksek bir Türkiye hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Özellikle stratejik sektörlerde gerçekleştirilen yatırımların uzun vadeli kalkınma açısından önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı.
Teknoloji Odaklı Üretim Öncelik Kazanıyor
Dünya genelinde yaşanan teknolojik dönüşümün tüm sektörleri etkilediğini belirten uzmanlar, ülkelerin artık yalnızca tüketen değil aynı zamanda geliştiren ve üreten yapılar kurmaya odaklandığını ifade ediyor. Bu kapsamda savunma sanayii, yazılım teknolojileri, mühendislik çözümleri ve ileri üretim sistemleri öne çıkan alanlar arasında yer alıyor.
Teoman Yıldırım, Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, mühendislik potansiyeli ve sanayi altyapısıyla önemli avantajlara sahip olduğunu belirterek, bu gücün teknoloji üretimine yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Yıldırım’a göre sürdürülebilir büyümenin temelinde bilgi, üretim ve insan kaynağı bulunuyor.
Yeni Yatırımlarla İstihdam Kapasitesi Artacak
TÜSSAF tarafından yürütülen projelerin yalnızca üretim alanlarını geliştirmeyi değil, aynı zamanda yeni iş imkanları oluşturmayı da hedeflediği belirtiliyor. Ankara, Bursa ve Çorlu gibi sanayi altyapısının güçlü olduğu bölgelerde gerçekleştirilecek çalışmaların, binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlaması bekleniyor.
Özellikle mühendislik, yazılım geliştirme, proje yönetimi, kalite sistemleri ve üretim teknolojileri alanlarında uzman personel ihtiyacının arttığına dikkat çekilirken, genç profesyoneller için yeni kariyer fırsatlarının oluşacağı ifade ediliyor.
Gençler Teknoloji Üretiminin Merkezinde Yer Alacak
Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücünün gençlerin teknolojiye olan ilgisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Teoman Yıldırım, eğitim ile üretim arasındaki ilişkinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Üniversitelerden mezun olan genç mühendislerin ve teknoloji uzmanlarının sektöre daha hızlı adapte olabilmesi amacıyla çeşitli eğitim ve gelişim programlarının planlandığını belirten Yıldırım, bilgi üreten insan kaynağının Türkiye’nin en büyük gücü olduğunu ifade etti.
Teknoloji alanında kariyer yapmak isteyen gençlerin yalnızca bir meslek sahibi olmayacağını belirten Yıldırım, aynı zamanda Türkiye’nin üretim ve inovasyon kapasitesine katkı sunacaklarını söyledi.
Yerli Üretim Ekonomiye ve Teknolojiye Katkı Sağlıyor
Yerli üretim anlayışının yalnızca ekonomik büyümeye değil, teknolojik bağımsızlığa da katkı sunduğunu ifade eden sektör temsilcileri, yüksek katma değerli üretimin Türkiye’nin geleceği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Savunma teknolojilerinden yazılım çözümlerine kadar geniş bir yelpazede geliştirilen yerli ürünlerin uluslararası pazarlarda daha fazla yer bulması, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimini destekleyen önemli unsurlar arasında gösteriliyor.
Türkiye’nin Geleceği Bilgi ve Teknolojiyle Şekillenecek
Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda küresel rekabette öne çıkacak ülkeler, teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesi yüksek olan ülkeler olacak. Bu nedenle Ar-Ge yatırımları, mühendislik çalışmaları ve nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımlar her zamankinden daha fazla önem taşıyor.
Teoman Yıldırım, Türkiye’nin teknoloji yolculuğunun uzun vadeli bir vizyon gerektirdiğini belirterek, üretim, inovasyon ve eğitim odaklı projelerin ülkenin geleceğine katkı sunacağını ifade etti. Yerli üretim anlayışını merkeze alan çalışmaların hem ekonomik kalkınmaya hem de Türkiye’nin küresel rekabet gücünün artmasına destek olması bekleniyor.
Yerli Üretim Savunma Sanayi 2025–2026 İstatistikleri
Türkiye, son yıllarda savunma sanayisinde gerçekleştirdiği yatırımlar ve teknolojik atılımlar sayesinde dünyada dikkat çeken ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle yerli ve milli üretim anlayışı doğrultusunda geliştirilen projeler, Türkiye’nin savunma alanındaki dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltmıştır. 2025 ve 2026 yılları itibarıyla açıklanan veriler, sektörün büyümesini ve uluslararası rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır.
Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, sektördeki yerlilik oranı 2025 yılı itibarıyla yüzde 82 seviyesine ulaşmış, bazı kaynaklarda bu oranın yüzde 83’e kadar yükseldiği belirtilmiştir. Bu gelişme, 2002 yılında yaklaşık yüzde 20 seviyesinde olan yerlilik oranının geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça önemlidir.
Türk savunma ve havacılık sanayisi, 2025 yılında ihracat performansında da tarihi bir başarı elde etmiştir. Sektör ihracatının 10 milyar dolar seviyesini aşarak rekor kırdığı açıklanmıştır. Bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 49’luk artış gösteren bu rakam, Türkiye’nin savunma ürünlerinde küresel ölçekte önemli bir tedarikçi konumuna yükseldiğini göstermektedir.
2025 yılı verilerine göre savunma sanayisi ekosistemi 3.500’ün üzerinde firma, 1.400’den fazla aktif proje ve yaklaşık 100 bin kişilik doğrudan istihdam kapasitesine ulaşmıştır. Sektör cirosunun ise 20 milyar doların üzerine çıktığı belirtilmektedir. Ayrıca Türk savunma sanayisi ürünleri 180’den fazla ülkeye ihraç edilmekte ve ürün çeşitliliği 230 kalemin üzerine çıkmaktadır.
2026 yılı hedefleri incelendiğinde, ihracatın 11 milyar doların üzerine çıkarılması, yerlilik oranının daha da artırılması ve yüksek teknoloji içeren projelerin yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. KAAN Milli Muharip Uçak Projesi, HÜRJET, ANKA-3, Bayraktar TB3, milli deniz platformları ve çeşitli füze sistemleri bu dönemin öne çıkan projeleri arasında yer almaktadır. Türkiye ayrıca Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya-Pasifik bölgelerinde yeni iş birlikleri geliştirerek ihracat pazarını genişletmeyi hedeflemektedir.
Sonuç olarak, 2025–2026 dönemi Türk savunma sanayisi açısından hem üretim kapasitesi hem de ihracat performansı bakımından önemli bir sıçrama dönemi olarak değerlendirilmektedir. Artan yerlilik oranı, yüksek teknoloji yatırımları ve küresel pazardaki etkinlik, Türkiye’nin savunma sanayisinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasındaki yerini güçlendirmektedir.
More Stories
Başkan Çerçioğlu’na Türkiye Gençlik Vakfı Aydın İl Temsilciliği’nden Ziyaret
Yıllara direnen mescit, Büyükşehir’le yenileniyor
Başkan Çerçioğlu’na Aydın Manifaturacılar ve Tuhafiyeciler Esnaf Odası Başkanı Tavil’den Ziyaret